ok.net kadin

AŞK VE CİNSELLİK


Olgun yaşlarda seks...
Olgun yaşlarda seks...

Hemen herkesin ortak fikri kadınların yaş aldıkça sekste çok daha iyi oldukları.Tecrübe, artan özgüven, neyi istediğinizi biliyor olmanız sebeplerden birkaçı.

Kesinlikle evet... Nasıl olmasın ki! Yaş 40’lara geldiğinde vücudunuzla barışmış olursunuz. Ne istediğinizi ve istemediğinizi bilirsiniz. Bazı şeyleri deneyince çok zevk alabileceğinizi öğrenmiş olursunuz.Yaş aldıkça, ne yapmak istediğinizi bilir, sınır koyarken bunu bilinçli yaparsınız. Vücudunuz giyinikken nasıl, çıplakken nasıl bilirsiniz. Kendinize gerçekten dokunmayı öğrenmiş ve sınırlarınızı keşfetmişsinizdir. Fantezi dünyanız gelişmiştir. Fantezileri paylaşmanın gizli keyfini bilirsiniz. Her şeyden önce, seks güzeldir; bunu bilirsiniz. Aşk yapmak, seks yapmak geyiklerine gülersiniz. Bu ikisinin aslında hiç de öyle keskin çizgilerle ayrılamayacağını bilirsiniz. Çok aşık olduğunuz biriyle doya doya seks yapmanın çok güzel olduğunu öğrenmişsinizdir. Peki, tüm bunları öğrenmek niye bu kadar zaman alıyor? Tam botokslarla, küçük estetik müdahalelerle, doğum sonrası deformasyonlarla geçen yaşlar, nasıl oluyor da aslında bedenimizden en çok zevk aldığımız yaşlar oluyor? Üstelik her geçen günle ve yaşla kadınlarda bu zevk alabilme yetisi katlanarak artıyor. Sorun tamamen aklımızda, beynimizde. Nasıl olmasın ki?! Benim jenarasyonum bekaret takıntılarıyla az uğraşmadı. Bir tarafta Yeşil çam filmlerinden fırlamış gibi duran, ilk gençliklerini yaşayamadan hemen evlenivermiş annelerimiz. Onlar Türk filmlerindeki işfetli Hülya Koçyiğit, babalarımızsa, dürüst genç mühendis Ediz Hun.


Tabii ki herkesin durumu böyle değildi, ama bizim dünyaya geldiğimiz 60’lı ve 70’li yıllarda, genellikle eğitimli orta sınıfta bu fotoğraf hakimdi. Dışarıdan her şey çok modern, anne ve baba eğitimli; ama iş seks hakkında konuşmaya geldi mi, o tabu işte. 6–7 yaşlarımda reglin ne olduğunu öğrenmiştim, çocukların nasıl doğduğunu da aşağı yukarı biliyordum. Annem anlayabileceğim bir dille anlatmıştı. Çok soru sorardım, çok. O da atlatmadan anlatmaya çalışırdı. “Seks ne demek?” diye sorduğum an annem sustu. Ben de daha çok merak ettim tabii.

BEKARET…


Ama 13-14 yaşlarında bekaret ne demekmiş anladım. Seks deyince önce bekaret konuşulmaya başlanmıştı çünkü. Bizim jenerasyonun asiliği biraz farklıydı. Siyasete 12 Eylül nedeniyle bulaşamadan büyümüştük. Ablalarımızın başına ne geldiğini görünce ve biraz da korkan ailelerimizin bizi bilerek apolitikleştirmeleriyle asiliğimiz başka alanlara kaymıştı. 13 yaşından beri Duygu Asena okuyordum. Aslında çok şanslıydık. Çünkü rahmetli Duygu Asena bizler için iyi bir rol modeldi. Kendi özel hayatını rant sağlamak için aç bakışlara sunmuyordu, zaten o zamanlar kimse bu kadar röntgenci de değildi ve belki o günlerde medyanın görevi sadece iç gıcıklamak değildi. Bizler, bedenimize nasıl sahip çıkacağımızı öğreten Duygu Asena yazılarıyla büyüdük. Peki onun yazılarıyla tanışma sebebimiz, annelerimiz de bizim kadar etkilenmiş miydi? Onlar da hem yatakta, hem hayatta hakklarıını aramışlar mıydı? Bu da annelere sorulamayacak sorulardan biri işte...


Dedim ya, politika yasaktı, isyanımız istediğimiz mesleği seçmek, istediğimiz erkek arkadaşı seçmek ve bekarete karşı gelmekle sınırlıydı. Bazı arkadaşlarım işi o kadar ileri götürdüler ki, dünyada 60’ların sonunda iyice radikalleşen feminist hareketin geç yansımaları olarak, bekaret işinden kendi parmaklarıyla kurtulu verdiler. Benim de aklımdan geçmedi değil doğrusu. Ama bilinç sizce, sadece annemi gıcık etmek için. Mesele, “Bakire değilim, kimseyle yatmadan, kendim hallettim, bedenim sadece bana ait! ” demekti.Yapmadım, korktum. Kendime zarar vermekten korktum. Hem korkak, hem isyankar olunmaz. Olsun, ben korkaklığımla 30 yaşıma kadar barışık yaşadım.

HAFİF KIZ VE I-IH OLMAZ


13 yaş önemliydi. Kim regl olmuş, kimin memesi büyümüş, kim öpüşmüş mahallede, ailede ve okulda çetelesi tutulurdu. Kuzenler, arkadaşlar birbirlerini takip eder, komşuların gözleri hem kendi kızlarının hem de başkalarının kızlarının üzerinde namus bekçiliği yapardı. İlk kez o zaman duydum, “hafif kız”,“hoppa” lafını. Tüm annelerin gayreti, kızlarını o sıfattan uzak tutmaktı. Biz de ne yapalım, annelerimize mutfakta yardım ederken, öylesine konuşurken alttan alta beynimize sızdırdıkları kodlarla büyüyorduk işte çocuk-kadın bedenimiz ve beynimizle. 15 yaşlarında öpüşme meselesini çözmüştüm, ama gerisi “ı-ıh, olmaz”dı...“Olur” diyenler de vardı; hem uzak durmaya çalışırdık onlardan, hem de deli gibi merak ederdik neler yaptıklarını. Hal böyle olunca seks o yaşlarda nasıl iyi olabilirdi ki? Öpüşüp, öpüşüp, elbisesinin üzerinden dokunulmaya izin veren, sonra“ı-ıh olmaz” diyen kızlarla, çay partilerinde en masum slow danslarda “heyecanlanan” oğlan çocuklarının seksi ne kadar iyi olabilir ki? Bedenlerimiz, hem kendimize hem de birbirimize yasaktı o yaşlarda. İşte böyle büyüdük biz.

 

Olgunlaştıkça seks daha mı iyi?


20’LERİNDE EVLENMEYENLER ÖZGÜRLÜKLERİNİ İLAN ETTİLER


20’lere doğru kimi çok aşık olup bekaretten vazgeçmiş, kimi kendini ve erkek arkadaşlarını oyalamış, kimi kendini kime, niye olduğunu anlamadan saklamıştı. Lisede biriyle sevişen kızların adları çıkmış, anneler kimilerine o kızlarla görüşmeyi yasaklamışlardı. Ama biliyor musunuz, o kızların hepsi gayet güzel, mutlu evlilikler yaptılar ve kendileriyle çok barışık kadınlar oldular. Çünkü onlar kısıtlananlardan iki tur öndeydiler. Bizim jenerasyon için üniversite yılları farklıydı. Nihayet flörtler daha özgür, ilk aşk acıları pek bir sertti. Üniversitedeki büyük aşkıyla evlenemeyenler, hırslarını sonraki flörtlerinden çıkardılar ve doya doya seviştiler. Hemen büyük çoğunluğu 35’ten sonra evlendiler ve 40’larının başında çocuk yaptılar. Kimisi hızını alamayıp, ikinciyi, üçüncüyü de doğurup, bir de üstüne üstlük ünlü olup, gazetelerde “kariyer de yaparım, çocuk da, kocam da bana çok aşık” diye, iş ve evlilikten oluşan küçük holdinglerini gözler önüne serdiler.

 

30’LARA GELİRKEN İÇİMİZE RUH GİRDİ


Kısıtlananlar, bakire evlenenler ya da evleneceği kesinleşince nişanlısıyla sevişenler, genellikle 30’larına geldiklerinde içlerine ruh girmiş gibi sapıtıp, kocalarını boşadılar, oradan oraya savruldular; sadece kadınlıklarını sonuna kadar hissettiren birilerine kapıldıkları için. Gözü kara olanlardan ya da nihayet gözünü karartanlardan, tutkuyu seçenlerden bahsediyorum. Hemen hemen yarısının evli bir erkekle ilişkisi oldu ya da evliyken birine kapıldılar. 13 yaşlarında “hafif” olmamak için annesinin dizinin dibinden ayrılmazken, 30’lara geldiğinde, umursamamaya, sadece tutku peşinde koşmaya, kadınlıklarını hissetmeye müptela oldular. İşte o zaman, seksin aslında çok iyi olabileceğini anladılar. Cesaretleri arttı, kendilerine güvenleri geldi.

Barda tanıştıklarıyla da seviştiler, genç çocuklarada şans verdiler. Oh be, dünya varmış! Bir de yapamayanlar var, isyankar bedenine rağmen, tutku açlığına rağmen evli kalan, kocasıyla aylarca, yıllarca seks yapmayanlar var. İşte onlar için seks daha iyiye gitmedi. Oldukları yere sıkıştılar.

 

EVLENİNCE SUSTUK


Bir de mutlu azınlık var. Yıllarca aynı adamla evli olup, seksi de birlikte öğrenip,kendi sınırlarını, sınırsızlıklarını birlikte keşfedip mutlu olanlar var, ama çok azlar ve konuşmuyorlar. Kadınlar nedense evlenince susarlar. Bu nedenle evli arkadaşlarımla konuşmaktan pek hoşlanmam. Özgürlüğümü mü kıskanıyorlar, bana gıpta mı ediyorlar, kızıyorlar mı, kınıyorlar mı, anlamıyorum çünkü. Aralarında kendine güvenli, zekayla çeşnilenmiş espri anlayışına sahip, dürüst konuşanlar davar tabii. Ama çok azlar. Oysa insanın herşeyin yıllara rağmen iyi gidebileceğini de duymaya öyle çok ihtiyacı var ki. Çünkü karanlıkta yol bulmak gibi geçen ilk gençlikte seks, kesinlikle bu yaşlarımızda olduğu kadar iyi değildi. Seks ?imdi çok iyiyken, aynı partnerle uzun yıllara yayılan bir ilişkide de iyi olup olmayacağı benim jenerasyonumun asıl sorunu. Çünkü bir kere kendinizi keşfettikten ve iyi seksin ne olduğunu anladıktan sonra, başa dönemezsiniz. Yani mantık evliliğini düşünüp,aman kırkıma geldim, evlenmeliyim, hatta belki anne bile olabilirim, bak Madonna’ya, yalnız yaşlanmak istemiyorum falan derken hoş biriyle, eksiğini, gediğini kabullenip evlenebilirsiniz de. Bu yaşlarda kabullenmeyi de öğreniyorsunuz çünkü. Ama o adam, birlikte yaşlanmak için doğru olsa da, ya seks sırasında sizi yakalayamıyorsa... İşte en önemli problem bu!

 

KADINLAR YAŞLARI İLERLEDİKÇE SEKSTE DAHA MI İYİLER? SORDUK...


HASAN, 51 YAŞINDA, REKLAMCI


Yatakta 35 yaş üzeri kadınlar kesinlikle daha iyiler. Ne istediklerini biliyorlar. Rahat, özgüvenli ve yeniliklere açıklar. Üstelik 40 yaşındaki kadınların hemen hepsi 30 yaşında gösteriyorlar ve benim ödümü kopartıyorlar. Ben de dahil, çoğu erkek 40’lı yaşlarından sonra daha iyi olur, daha şefkatli, daha verici olur, uzun uzadıya sevişmeyi yeğ tutar. O yaşlardaki erkek için kadının her halini keşfetmek heyecan vericidir. Ama 50 yaşından itibaren maalesef uzun süreli performans tutturmak zorlaşıyor. 40 yaşındaki kadınlar hem şefkat, hem heyecan, hem şehvet talep ediyor.Yani bedenim ve kudretim genç kalsın, tecrübem 50 yaşımdaki gibi olsun istiyorlar. Korkmayıp da ne yapalım? Bu yüzdende 35 yaş ve altı kadınlarla ilgileniyoruz.

 

CUMHUR, 28 YAŞINDA, DJ


Sevgilim benden on yaş büyük, beş yıldır beraberiz ve ona tapıyorum. Yatakta çok iyiyiz. Kendi yaşıtım kızlarla seks hiç bu kadar iyi olmamıştı. Yirmili yaşlardaki kadınlar kendilerine güvenmiyorlar. Aslında kendimden on yaş büyük gerçek bir kadınla beraber olmak başlarda pek kolay olmadı, geçmişini kıskandım. Ama o akıllı bir kadın ve beni kışkırtmadan yatıştırdı. İşinde çok başarılı ve ben kendimi zaman zaman yetersiz hissettim ama bir yandan da başarısı ve kendine güveni bana çok seksi geliyor. İyi ki gencim ve yatakta iyi anlaşıyoruz, umarım evleniriz.


BOĞAÇ, 40 YAŞINDA, KARİKATÜRİST


Karım benden 10 yaş küçük, 12 yıldır beraberiz, bir kızımız var. Sekste iyi miyim, artık bilmiyorum. Kilo aldım, karımda çok değişti; o kendine bakıyor. Şimdi 30 yaşında ve 20 yaşında olduğundan daha seksi, daha güzel. Ama sanki bir şeyler eksik. Zaman zaman yatakta başka şeyler istediğini hissediyorum. Sorun bende. Boşanan ve bekar arkadaşlarıyla daha çok vakit geçiriyor. Onlara her durumda hak veriyor. Biri kocasını aldatıp ayrıldı, bir başka arkadaşınınsa evli biriyle ilişkisi var. Bu beni çıldırtıyor ve sık kavga ediyoruz. O da çok hırçın ve korkarım beni aldatıp, terk edecek.

 

ANİ, 45 YAŞINDA, TASARIMCI


19 yaşımdan beri eşimle beraberim. Onun için ülke ve din değiştirdim. Hiç pişman değilim. İki çocuğumuz var. Maddi durumumuz iyi. Çocuklar büyüdüler. Seksin şekli değişti, bazen bir ay hiç sevişmiyoruz, bazen çok sık sevişiyoruz. Seks hala çok güzel ve kocama aşığım. Sanırım o da bana aşık. Çok sık yurt dışı seyahatlerine çıkıyoruz. Çocukları almıyoruz. O seyahatlerde özgürleşiyoruz ve seks muhteşem oluyor. Birbirini yargılamadan ve panikleyip özgüvenini yitirmeden, en gizli zaaflarını açıkça paylaşabilmek bu işin püf noktası.

 

AYŞE, 40 YAŞINDA, YÖNETİCİ


Bir yıldır evliyim, 8 aylık bir oğlum var. Karnım burnumda evlendim.Sanırım, babamın annemi genç biriyle aldatması nedeniyle arayışım çok uzun sürdü, hatta uzun süre kendimden çok yaşlı biriyle birlikte oldum. Sonra dağıttım. Bir ara hiçbir geceyi boş geçirmedim. Bu maceralara, araya giren birkaç uzun ilişki sırasında ara verdim. 35 yaşımdan sonra para ve kariyer vardı ama hayatımda aşk yoktu. Paniğe kapılıp anne olmalıyım triplerine girdim. Bunda jinekoloğumun erken menopoz tehşisi de etkendi. Derken eşimle tanıştım. O iyi biri, seks çok iyiydi. Ben de rahatlamış, tam çocuk fikrini takıntı yapmaktan vazgeçmiştim ki çıkmaya başladıktan birkaç ay sonra hamile kaldım. Aklım karıştı. Eşime söyledim. Bu sefer o panikledi. Ben de bir daha çocuğum olmazsa diye korkuyordum, aşık da olmuştum ama tuzakçı 40’lık kadın gibi görünmek de vardı. Ama olmuştu işte, kaza ya da lütuf. Neyse ki kendimize çabuk geldik, Şimdi çok mutluyum. Seks de umarım yoluna girer. Çünkü seks benim için hep çok önemliydi. Aman sakın geç yaşta anne olmanın vücudu yenilediğine inanmayın. Çok zor toparlanıyorsunuz. Kendimi bir toparlayayım, seks hayatımız üzerinde çalışmaya başlayacağım.

 

Olgunlaştıkça seks daha mı iyi?
 

EDA, 43 YAŞINDA, GAZETECİ


24 yaşımda evlendim. Aşık olduğumu sanıyordum ve ilk kez onunla yatmıştım.. Çocuk istemedim, işimde başarılı olmak istiyordum. Evlilik birkaç yıl sonra beni sıkmaya başladı. Gençken çok flörtözdüm ve flört etmeyi çok özlemiştim. İş çevrem çok renkliydi. Derken benden 18 yaş büyük ve çok yakışıklı birine aşık oldum, hemen eşimi terk ettim.


Sevgilim de hemen boşanır sandım ama öyle olmadı.Tam beş yıl sonra boşandı; ben de onu terk ettim. Seks, ilk dört yıl muhteşemdi, hem aşık olduğum için, hem de o çok tecrübeli olduğu için. Terk etme sebebim geç boşanması değilmiş, sonradan anladım. Aslında seks kötüye gitmeye başlamıştı. O 50’sine gelmişti artık, sanırım bundandı. Daha sonra da hep 45 yaşlarındaki erkeklerle uzun ilişkiler yaşadım; şunu anladım ki erkekler 50’lerine gelince tekliyorlar. Benimse libidom gitgide artıyor. Tek fark, son ilişkimde ilk kez sadıktım. Olgunlaşmaktan heralde. Ama artık sadık olmaya pek niyetim yok, bir hayrını görmedim çünkü. şimdi iki sevgilim var. Biri 38 yaşında, diğeri 41. Birbirlerinden haberleri yok. İkisini de çok sık görmüyorum, ikisine de aşık değilim. İkisi de yatakta çok iyi. Sanırım biriyle evleneceğim. Bir de eski sevgilim var. Hem çok iyi arkadaşım, hem de başımı ağrıtmayan seks partnerim. En iyi seksi onunla yaşıyorum.

 

TULYA, 40 YAŞINDA, ÜRÜN MÜDÜRÜ



Üniversitedeki ikinci flörtümle evlendim. O bana çok aşıktı, ben ona aşık değildim. Mantık evliliği yaptım. Çünkü bizim evde kavga, gürültü eksik olmazdı. Babamannemi hep aldattı ama boşanmadılar. Aldatılan kadın olmayı evlenmeden yaşadım annem sayesinde. O nedenle bana çok aşık olduğunu bildiğim erkeği seçtim ve kontrolün bende olmasını hesaplayarak evlendim. 10 yaşında bir oğlumuz var. İkimiz de işimizde başarılıyız. Son beş yıldır hiç seks yapmadık, çünkü ben istememeye başladım, o da artık ısrar etmiyor. Bu konuyu konuşmuyoruz. Aşık olmak ve sevilmek istiyorum. Sık seyahat ediyorum, işim her türlü kaçamağa müsait. Ama istediğim şeyden korkuyorum da. Babam gibi olmaktan, yani çocuğumun benim yüzümden yaşayacaklarından. Bedenim bana karşı, ama ben seksi rafa kaldırdım.

 


AYŞE, 40 YAŞINDA, TASARIMCI



Vallahi seksi bulabilirsen daha iyiye gidiyor! Şaka bir yana, tabii ki yıllarla vücudunu daha iyi tanıyorsun. Nelerden zevk aldığını daha iyi biliyorsun, o yüzden sekste sadece servis vermek yerine, kendinde zevk almaya başlıyorsun. Ama bir şey söyleyeyim mi; tek kötü yanı, bütün bunlar oluyorda malesef eskisi kadar enerjik olamıyorsun.

Uzman görüşü: Nörolog Mehmet Yavuz’dan olgun seksin kimyası



Aşk hormonlarının en dengeli olduğu dönem, orta yaş dönemleridir. Orta yaşla beraber, beynin salınımını ve kontrolünü üstlendiği hormonlarda değişim başlar. Dopamin ve türevleri, mesela feniletilamin orta yaşlarda daha dengeli salgılanır. Sadakat ve bağlılığı düzenleyen D1 ve D2 reseptörleri nispeten dengeye girer. Gençliğin fırtınalı ve sorumsuz davranış tarzları daha aklı başında, ayakları yere basan davranışlara dönüşür. Dopamin, serotonin ve katekolaminlerin dengeye girmesiyle  karşı cinse karşı oluşan beğenme, birlikte olma, yanından ayrılmama gibi yoğun duygular üst seviyeye çıkar. Orta yaşta insan, gerek beyin kapasitesi, gerekse vücut fonksiyonları olarak üst seviyededir. Duygular daha mantıklı ve kontrollüdür. Gençlik yıllarından farklı olarak beyinden salgılanan hormonların da etkisiyle, mantık ve duygu paralel seyreder. Dolayısıyla bu yaşlarda oluşan beraberlikler uzun solukludur. Orta yaşta, sanıldığının aksine seks dürtüsünde ve isteğinde azalma olmaz. Hatta beyinde salgılanan hormonlarında etkisiyle artma bile olabilir. Kadında menopozla başlayan kadınlık hormonlarındaki değişim sadece üremeyi durdurur, seksi sona erdirmez. Aksine gebe kalma korkusu olmadığı için daha özgür, daha kaliteli ve istekli seks yaşantısı olur. Erkeklerdeyse durum biraz farklıdır. Erkeklik hormonlarındaki değişim, az da olsa erkeğin seks performansını etkiler ve boşalma sayısını azaltır. Fakat seksin istek ve kalitesi bozulmaz.
 

 

 

Elle Dergisi

 

 

 

 

 

Google yerimlerine ekle Digg.it'e ekle Facebook'a gönder Twitter'a gönder


  • Yorumlar
  • Yorum Yaz

Henüz hiç yorum yapılmamış. Yorum yapmak için tıklayın.

Yorum yapabilmek için Giriş yapmalısınız. üye değilseniz Ücretsiz Üye Olmak için tıklayın.

Çok Okunanlar


Limonlu Su Zayıflatır mı?
Limonlu Su Zayıflatı...

’Sabah uyanınca limonlu ılık su iç, zayıflatıyor’ diyorlar. Doğru mu?


Öpüşmeye dair ilginç detaylar...
Öpüşmeye dair ilginç...

Mutlu bir ilişkide öpüşmelerin önemi çok büyüktür. Öpüşmeyle ilgili bilmediğiniz şaşı...


Düz Bir Karın İçin
Düz Bir Karın İçin

Özellikle bol bol turunçgil yiyin.. İnce bir bele sahip olmak için ekmek yerine şeker...


Erkeğinizi baştan çıkarın...
Erkeğinizi baştan çı...

Şaşırtıcı ama gerçek; araştırmalar, erkeklerin aşık olacakları kadını seçerken hisler...

Copyright © 2014 OK.net - Tüm Hakları Saklıdır.

OK.net